|
İDAM CEZASI
Son
günlerde idam cezasına dair tartışma
almış başını gidiyor. Kanaatimce; devletin
eliyle işlenen bir cinayet olan idam
cezasını asıl tartışması gerekenler
yeterince tartışmamaktadır. Tartışmayı
yapanlar siyasiler, medya ve birazda
hukukçulardır. Aslında idam cezası Ceza
Hukuku’nda bir ceza türü(çeşidi) olması
nedeniyle, bu tartışmanın en çok Hakimler,
Savcılar ile Avukatlar tarafından ve
avukatların alt ve üst meslek kuruluşları
olan Barolar, Türkiye Barolar Birliği
nezdinde yapılması gerekirdi. Yine Yüksek
Mahkemelerin üyeleri, Hukuk Fakültelerinde
tartışılması gerekli olan bu ceza, son
olarak da yasal düzenlemelerin zemini olan
TBMM’de ve Siyasal Partilerde bu hususun
görüşülmesi, tartışılması ve buna ilişki
düzenleme gerekirdi.
Ceza
Kanunumuzun 12. maddesi idam cezasını
düzenlemekte olup, genel olarak idam
cezasının ne olduğu, infaz şeklinin nasıl
olması gerektiğine dair açıklamalar tanzim
edilmiştir.Ceza Kanunumuza göre idam; buna
mahkum olan kimsenin asılması suretiyle
hayatının sona erdirilmesidir. Gebe kadınlar
doğurmadıkça, akıl hastaları şifa bulmadıkça
idam edilemezler. Mahkumun hususi gününde,
birden fazla kişinin karşı karşı asılması
yapılamaz. İdam cezasının infazı için
Yargıtay’ın tasdik kararından sonra TBMM’nin
de onayı şarttır. TBMM’de onaylanmayan idam
cezalarının infazı yapılamaz. TBMM ise 1984
yılından bu yanı yaklaşık 18 yıldır hiçbir
idam mahkumunun cezasının infazını
onaylamamıştır. Dolayısıyla Türkiye’de
kanunlarda idam cezası olmakla birlikte 18
yıldır uygulaması yok idi. Ancak PKK lideri
Abdullah ÖCALAN’ın yakalanması ve idama
mahkum edilmesiyle birlikte yine idam cezası
ve infazına ilişkin tartışmalar başladı.
Aslında Avrupa Konseyi üyesi olan ülkelerde,
idam cezasını mevzuatında kaldırmayan tek
ülke TÜRKİYE’dir. Avrupa Konseyine üye olan
tüm ülkelerde-Türkiye hariç- idam cezası
diye bir ceza yoktur. Yine Türkiye 1952
yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini
imzalamış, İnsan Hakları Mahkemesini yargı
yetkisini tanımasına rağmen, idam cezasını
sözleşmenin tarafı olan ülkelerde
kaldırılmasını sağlayan Ek-6 nolu protokolü
imzalamamıştır. Türkiye kendi insanı için;
çağdışı olan, adli hataların denetiminin
imkansızlaştığı ve bütün insan haklarının
kaynağı olan yaşam hakkını ortadan vahşice
kaldıran idam cezasını kaldırmalıdır.
Değerli okuyucularım, peki katilin öldürdüğü
kişinin yaşam hakkı yok muydu, diye
sorabilirler. Ben derim onun adı “katildir”
ama idam cezasının kararını ve infazını
yapan “devlettir”. Modern devletler
şefkatlidir, katil gibi davranarak kısas
yapamaz. Ayrıca katil olan suçlunun
kişiliğini kazıyın altında insan çıkar, en
iyi adalet dağıtan devlet, cezayı insan
usullerle çektirip, suçluyu ıslah eden
devlettir.
Türkiye idam
cezasını öncelikle kendi insanlarının talebi
olduğu için kaldırmalıdır. Yine Türkiye
madem Avrupa Birliği’ni kendine hedef oluşum
olarak seçmiş, o halde oyunu kurallarıyla
oynamalı ve tüm Avrupa’da olmayan idam
cezasını kaldırmalıdır. Türkiye sağduyulu
kamuoyunun, idam cezasını kendisine “siyasi
rant” malzemesi yapan kesimlere prim
vermeyeceği inancındayım, ne dersini?
Görüşmek dileğiyle...
TÜM
MAKALELER
Önceki Makale
|
Sonraki
Makale
|